Kategoriler
Uncategorized

Kendini keşfet

Şu hayatta nefes alıp verirken olmasını istediğimiz ille de oldurmaya çalıştığımız bir takım olaylar var.-mış gibi yapmak örneğin günümüzün en büyük problemi.Sosyal medya kanallarıyla daha fazla görünen olan hayatlarımızın mükemmelliği üzerine kafa yormaya ve diğerlerinin hayatını daha da yakından mercek altına almaya başlayalı uzun zaman oldu.

İster kabul edelim ister etmeyelim kendimizde olmayanı gördüğümüz zaman sinir olup, olumsuzunu gördüğümüz de ne hayatlar var diyip halimize şükrettiğimiz de oldu.Açık bir dedikodu alanı sosyal medya.Herkes tanıdık herkese açık bir kapı.

İzlenenler ve izleyenler arasında ince bir çizgi var.Bir dizi izliyormuş gibi düşünmek yirmi dört saatlerinin toplasanız iki dakikasını gördüğünüz hayatlar için kendinizi olumsuzluklara kaptırmamanız gerek.Güzel olanı almak fikir alışverişinde bulunmak bunların hepsi güzel şeyler lakin olmayanda hırslara kapılmak insanları kötülemek ,açık aramak kendine dönmenin açık işareti.

Ekranlara gömdüğümüz kafalarımızı bir an  kaldırıp etrafımıza baktığımızda gerçekler yanıbaşımızda gibi duruyor yüzümüze bir takım gerçekler çarpıyor biliyorum.O kadar güzel bir dünya var ki hemen elimizin altında ona kapılmak zaman zaman kendini orada hissetmek normal bir düşünce ama anlık olarak.Bunu tüm hayatımıza empoze etmeye etmeye çalışmak ise maalesef mutsuz hayatlar senfonisi..

Oysa salt mutluluk kendi içimizde, ailemizde yanıbaşımızda.Kimsenin kıyasına ,yarışına ihtiyacı olmadan bizim ona dönmemizi bekliyor.

Diğerleri gibi olmak nasıl derler bir başkasının ayakkabısını giymek gibi; sıkabilir, bol gelebilir en güzeli kendi ayakkabılarınla yola devam etmek.

Üstelik yenisini almak giydiğini parlatmak da bizim elimizde.

Kendimize söyleyeceğimiz en güzel şey kendini bul, kendini keşfet çünkü “ben “ değerliyim, çünkü “Sen” değerlisin.

Kategoriler
Uncategorized

Umut! sen misin?

Her beyaz sayfanın üzerine dokunan siyah bir leke için kaygı,korku ve elbette umut karalamaları diyebilir miyiz?

Üçünü alıp önümüze birer kahve içsek hepsinin anlatacakları var eminim.

Kaygı mesela kaygı der ki yaşamaya ayak uydurmakta zorlanıyorum.Bunca kötülüğün arasında iyi bir insan olabilecek miyim?

Korkuya söz versem, bugün varım yarın olabilecek miyim?Sokakta yürürken ölmeyeceğimi bana garanti edebilir misin?

Umut, senin var mı söyleyeceklerin?

Söyleyeceklerim uzun insanların vakti dar.Her gülümsemenizin arkasında ben varım o kadar görünmez oldum ki insanlar için , bir nefes alıp gökyüzüne baksalar ben o kadar kolay yerdeyim.Şükretmekle eş,nefes almakla kardeşim ben.

Tedavisine koşan bir bebeğin gözlerinde,üniversiteyi kazanan bir öğrencinin gururunda,yeni doğan bir bebeğin kokusundayım.Ama körlük çağımızın en büyük hastalığı..

Kör,sağır belki dilsizleştirildik..Bir anda öylece değil elbette.Gösterilmedi duyurulmadı önce , sonra sonrası büyük bir arbede. Kaybetmeye öylesine alıştırılmış bir kesim haline gelindi ki kazanmak ihtimali aklımızın ucundan dahi geçmedi.Ve bu tüm hayatımıza sirayet etti.

Altı yaşında bir çocuk öğretmenin yeğeninin daha fazla ayrıcalığa sahip olduğunu söylediğinde içime büyük bir ürperme geldi.Düzenin  bu kadar kolay çözülmesi ve böylesi erken yaşta anlaşılması korkunç bir durum değil mi?

Korkunç elbette ama bunun böyle olmadığını bağıra bağıra hatta haykırarak söylemeliyiz ki çocuklarımız hak aramak ne demek bilsinler.Komşunun çocuğudur bir kez vurmuş bir şey olmaz ,öğretmenin çocuğu şaka yapmış olmaz,öğretmenindir ne derse doğru der olmaz.

Sorgulama kabiliyeti bizlere unutturulmaya çalışılıyor ama çocuklarımız inatla öğrenmeye devam edecekler, etmeliler.

Yeni nesilin içindeki sorgulama dürtüsünü evde,okulda ,parkta sakın ola söndürmeyin.

Bir çocuk bin umut asla es geçmeyin!

Kategoriler
Uncategorized

Düzen

Hepimiz kendimize yakışanı yapıyor, dünya iyiliği,insanların kardeşliği ve kalbimizin ekmeğini yiyeceğimizi düşünüyorsak bu riyakârlıkları ,düzen bozmayı kalp kırmayı kimler yapıyor..

Bakıyorum şöyle topumuz aynı şeyden şikayetçi..

Dedikodular,kötü söylemler,kalp kırmalar..

Kimin egosu diğerinin gözünü daha kör eder yarışı..

Ben buradayım varım peki ya sen duruşları..

Kariyerimde zirvedeyim canım seni daha sonra ararım bakışları..

Şu dünya üzerinde kapladığınız alan bir toplu iğne ucu kadar..O iğne ucuyla dünyayı sallayanlar,topluma fayda sağlayanlar bir de sürekli şikayet edip kendi ekseni etrafında dönen başkalarını da buna zorlayan tiplemeler var.

Bir diğerini eleştirmekten yolun yarısına gelememiş, kalbine hırs tohumları ekmiş yeşertmeye çalışanlar var..Neydi o keskin sirke küpüne mi zarardı.Böyleydi evet.

Halbuki bir nefesten ibaret bu hayat..

Alıp veremediğinde,verip alamadığında tüm yaşamın saniyeler içinde gözünün önünden akıp gittiğinde hangi hırs hangi kaygı seni yaşama bağlayacak..

Hangi iyilik ,kaç çocuk gülümsemesi aklında kalacak..

Bu toplumun en büyük sorunu sorulması gereken soruları sormamak ve sorulan sorulara farklı yanıtlar vermek..Bunca olayın yaşandığı güzel ülkemde hala sorulmayan sorular var..Alacağımız cevapların korkusu mu, yokluğu mu yoksa?

Öyle bir düzen ki c haberden b habere iki farklı ülkenin insanıyız.A semtinden B semtine farklı dünyaların insanıyız.

Herkes birbirine bir kuş bakışı atıyor hadi kandırmayalım birbirimizi.Her konunun bir kutbu oluşmuş..artık kuzey mi güney mi ?

Öfkeliyiz,sakinleşmeliyiz..

Saygı duymayı bile öğrenememişiz öğreneceğiz..

Önce kendimize,sonra karşımızdakine daha sonra herkese..Neydi önce kendi evimizin önünü süpürüyoruz sonra diğerlerine yardım ediyoruz..

Hadi göreyim Bizi!!!

Kategoriler
Uncategorized

Umut..

Bir bardak çay uğruna kaç sözcük heba edersiniz?Siz heba etmek dersiniz ya da  ben muhabbet..

Bir bardak ince belliye atılan şekerin erimesinden, içine atılan çay kaşığının tıngırdama sesine kadar yalnızlık hanginizin içine işledi hadi söyleyin..

Şeker kullanmamak iyi hoş da bir parça sessizlik mi getirdi ,kalabalığımız mı gitti ?

Bir kitap okudum çocuklara içim acıdı..Hadi ama bir çocuk kitabından mı diyemezsiniz..içinde bana hiç söylenmemiş cümleler vardı. Demek ki söylenmeyenler de acıtıyor içimizi..

Belki diyor kitapta birilerinin sesi olmak için geldin??

Olamaz mı ?

Belki birimiz bir diğerimize ışık olmuştur, yoldaş olmuştur ,aşk olmuştur..

Durup durup yürüdüğüm yollardan bahsediyorum size..Biriniz de çıkıp demedi ne yolmuş arkadaş diye..

Diyebilir misiniz?

İzin vermem…

Emekleme dönemi uzun süren çocuklar gibi dizlerimde hala yara izleri var..Koşarken çok düştüm her düşen yaramın kabukları var elimde..Tekrar kanatıp, tekrar bağlattım..Bu benim pansumanım.

Can veremiyor elimde kaldı hatıralar..Bu kadar canlı yeni güne kalkamıyor insan, el insaf arkamı dönsem oradalar.

Ne diyorduk yeni gün evet..

Her yeni gün umut dediler kalktık her sabah umudun peşine,sen koş bizi sürükle peşinde..Birimiz de çıkıp demedi umut şu havası kaçmış balon gibi işte diye..Diyebilir miyiz?

İzin vermezler..

O umut insanların uyanma sebebi ,çalışma sebebi, hayatta kalma sebebi..

Diyorlar ki burası yalan dünya..

Sur’a üflenecek,

Dünya değişecek,

Peki umut?

Her iki cihanda elimizde sadece sen mi kalacaksın?

Bizi ayakta sen mi tutacaksın?

Yine de bırakma elimizi, düşmek istemiyor insan inanmasa da ..

Kategoriler
Uncategorized

Nefes

Bu kadarını yapabiliyorum cümlesini kabul ettiğimden beri kendimi bir kuş kadar hafiflemiş hissediyorum.

Herkesin elemine koşarken nefes nefese kalmış buldum kendimi,durdum dinlendim koşmalar adımlara bıraktı kendini..

Başkalarına bu kadar odaklanınca insan kendini unutuyor.Halbuki aynada bir yüzüm içimde coşup duran bir enerji varmış.Üzerini örtmekten,kendimi halıların altına süpürmekten çıkaramaz olmuşum kafamı dünyaya.

Böyle tarif edebilirim evet..Diğerleriyle fazlasıyla meşgul olmak, kendini halının altını süpürmek gibi..Silkelemek lazım silkelenmek lazım..

Hep bir sonraki adım…

Adımlarım doğru mu ,yanlış bir yöne gider miyim gittiğim yollarda ne kadar eleştirilirim kaç ayıplayan göz, onaylamayan kaç bakış geçer üzerimden..

Her şeyin en iyisini yapmak , mükemmeli aramak o kadar yorucu ve imkansız bir durum ki..Oysa hatalarımız,yanlışlarımız bu hayattan aldığımız dersler her biri bir deneyim..yaşamak birilerinin doğrulama butonu olabilir mi?

Bu onay alma konusu ağzımızdan çıkaramadığımız hayır cevapları, herkesin iyi olmasını isteme düşüncesi bizleri iyi bir insan yapmıyor.Hayır dediğimizde kötü bir insan olmadığımız gibi..Kimler öğretti ya da nasıl öğrendik bilemiyorum ama hayır dediğimizde yüzümüze kapanacak kapılar varmış ,çevremizden eksilecek nefesler varmış gibi hissediyor insan.Size de böyle oluyor mu?

Kendi yaşamımdan taviz vermeyi artık vücudumdan bir parçam eksiliyormuş gibi görüyorum ve bu düşünce beni dehşete düşürüyor.

Kalbimin kapıları herkese açık sınırları doğrultusunda.Öyle bir sınırım var ki artık ben istemedikçe kimseler aşamaz.Bu gücü kendimde bulmak için çok koştum çok yoruldum ,düştüm kalktım öğrendim.En sevdiğim şey öğrendiklerimi uygularken hissettiğim özgürlüğün tadına kavuşmak oldu.

Bu özgürlüğün yalın ayak kırlarda koşmak,çiçek bahçelerinde her birinin kokusunu içine çekmek, denizin üzerinde güneşin bütün vücuduna değdiğini hissetmek gibi harika deneyimlemeleri var..Buna inanın ve güvenin omuzlarınızdaki yüklerden kurtulun isterim.

Atılacak güzel adımlarımız olsun.

Kategoriler
Uncategorized

Denge

Her gecenin bir yıldızı, her sabahın bir güneşi olmuyor mu?Kuşlar mesela her mevsim göç edip sonra yuvasına dönmüyor mu,ağaçlar var inkar edebilir miyiz yapraklarını döküp tekrar açmıyor mu?

Doğanın muhteşem dengesine şahit olurken her şeyi yöneten bir zaman kavramı var sizleri de dehşete düşürmüyor mu?

Her geçen zaman diliminde dehşete düşüyorum.Her durum her olay bir süre geçtikten sonra değerini ,o günkü etkisini kaybederken bir yaşam akıp gidiyor ellerimizden.

Bir göz kırpma aralığında yaşayıp gitmişiz gibi, bir solukta her şeyi tüketmişiz gibi..

İnsan bu tükenişte aklını mı korumalı ,kalbini mi..Hepsinin cevabı bir dengede kalabilme olayı sanki.

Uçlarda yaşamayı bir tutam azalttıktan sonra arkası geliyor. Öfke, kızgınlık ,hırs..aşırılıktan başka hiçbir şey ifade etmiyor.

Başarıyı aşırı hırsla zehirlemeyince yaptığın işin tadı kalıyor damağında..Kızgınlık bir nefes alışverişiyle öfkeyi yeniyor ve buna dengelenmek deniyor.

Bazı kavramlar iyi ki var bir durmak, bakmak dinlemek gerekiyor.Kendini yoklamaya aldığın zamanlarda düşünmene sebep oluyor.

Koşmaya daha ilkokul çağından başlayan sınavdan sınava ,mülakattan mülakata koşan neslin çocukları olarak hep bir yerlere bir şeylere yetişmeye çalışan insanlar olduk.Bu koşuşturmada kendimizi dinlemeyi,kendimiz gibi olmayı nasıl unuttuk?

Bu düzende hep bir sonraki adımı hesaplatmayı öğrettiler, gittiğimiz terapistler ise anda kalmayı..

Haydi ayıklama zamanı şimdi pirincin taşını.

Ne diyor Ahmet Haşim;

“Sular sarardı yüzün perde perde solmakta

Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta”

Zaman insana; aradığını bulmayı,bulduğun anda kaybetmeyi ve her kaybedişin ardından sabırla beklemeyi öğretiyor.İyi bir öğretmen gibi..Öğretmene saygı, kendimize sevgiyle..

Kategoriler
Uncategorized

Yol..

Bir zaman evvel bir yürüyüşe çıktım.Kendimle selamlaştım, birkaç eşe dosta el uzattım..Ağırmış yüklerim vedalaştım.Kimilerini yolun kıyısında aşağılara yuvarladım ,kimilerini aldım cebime koydum arada sırada baktım, ölçtüm ,biçtim tarttım affettikçe hafifledim güzelce bir kenara bıraktım.

Ağır gelen düşünceler insana gün içinde yaptığı işler, çalıştığı kurumlar değil..Geçmiş hesaplaşması,gönül kırgınlıkları ,hatalar, kızgınlıklar terkedilmişlikler ,çocukluk travmaları..

Hepsi bilmeden o denli kalıyor ki bilinç altımızda en umulmadık yerde bir cümlede ,burnumuza gelen bir kokuda  çıkıyor gün ışığına..

Önce yeni doğmuş bir bebek gibi ağlar olup haline ,yeniden emeklemeyi öğrenmek gibi su içmeye ilk defa başlamak gibi yolun başı sonu belli değil gelişine vurmak gibi..

Haklıyı haksızı aramadan ,suçlamadan kimseyi özüne dönerek ,durgun bir suda yüzer gibi bırakmak kendini yaşamaya..

Kendini yaşamaya bırakmanın tadına  varınca bir kere, ah ne anlamlı yürüdüğün yollar ,okuduğun cümleler. 

Bir sebep sonuc ilişkisi hayat..yaşarken göremediğimiz görsek de kafamızı çevirdiğimiz bir alem..Bu alemde iyiye evrilmek bir tercih değil gereklilik..

Yaşadığımız bir an ve farkına varmadan ezip geçtiğimiz ,ayaklar altında bıraktığımız ,bir cümlemizle kimleri uykusuz bıraktığımızın farkında mıyız?

Söz de iyi insan öğüt veren insan olma çizgisinde hep bir bilirkişi ilan edip kendimizi can yakıcı oluyoruz.İşte farkındalık bundan önemli.Senin öğüdün benim kalbime batan bir can kırığı olabilir bununla yaşamayı öğrenirken ne kadar kanadığımı tahmin bile edemeyebilirsin..

Bu kırgınlıklar ,ön yargılar ,bilir kişi hallerinde isteğim aynalara bakmak.Biraz empati kurmak.Empati yeteneğimizi geliştirdiğimizde olaylara nasıl farklı pencerelerden bakabildiğimizi görünce değişim başlayacak.Bu değişim güzel bir dönüşüme bırakacak kendini..Tahammül seviyesinde ki değişimle gelişim tamamlanacak belkide..

Uzun ve güzel bir yürüyüş ardından ses veriyorum;

Hayat bir kere!Yargını ağırdan ,sevgini yürekten al..

Kategoriler
Uncategorized

Neler oluyor?

Bir şeyler oldu..Böyle boğaz yanması gibi bir şey..Eskiden olsa geçer dersin bir nane limona bakar işin ama sorumlu olduğun insanlar var devir başka öksürmeye korkuyor insan..

Gittim testi verdim..Öyle bir garip durum var ki dünya salgından kırılıyor insan bana gelmez diyor..test sonucumu işte bu düşüncelerle bekledim..Saçımı düzleştirdim ojelerimi sürdüm bekledim..

Pozitif..ilk şok şimdi ne olacak hangi semptomlar gösterilecek ben hangi senaryoyu yaşayacağım?O kadar benzer ama bir o kadar da farklı seyrediyor ki bu hastalık inanın anlam vermek mümkün değil..

Bu süreçte çevremde covid-19 a yakalananların sayısı inanılmaz arttı.O sırada hepimiz deneyimlerimizi paylaştığımız için cidden herkeste farklı seyrettiğini yakınen gözlemledik.

Normalde benim kronikleşmiş bir öksürüğüm var ,migrenim var belim de fıtık var her daim tutulur ve eklem ağrısı genel olarak yaşadığım bir problemdir.Kendimde bu belirtileri görüp teste gitmem olası değil..Ama insan bir şekilde şüpheleniyor işte.

Benden bir gün sonra eşimin de pozitif çıkması ikimizde de öksürük dışında bir şey olmaması bizim iyi senaryomuz.

Çok dikkat ettiğimiz halde maske ,mesafe,hijyen bu günlere geldik.Corona’nın seneidevriyesinde yakalanmamız olasıydı bu nereden kapıldı sorgulamalarını gereksiz görüyorum ve asla peşine düşmüyorum.

Her yerden olabilir..Sürecin bir yılını devirdik ve inanın ayakta kalmak için birilerini görmek ,kendin  için bir şeyler yapma gereksinimini hissetmek kadar doğal bir şey olamaz.Çünkü makine değiliz maksimum bu kadar makineleşebiliriz.Birini hesapsızca eleştirerek,sorgulayarak..

O günden sonra ilaç süreçleri vitamin süreçleri gerekli bilgilendirmelerin yapılması belli bir düzen var bu şekilde geçiyor.Kendimizi iyi hissettik biz dediğim gibi belki en hafif atlatanlardan olduk ama psikoloji kısmı ve hastalığın 5. Günü..

Sabah uyandığımda bir öksürük krizi üzerine devasa bir halsizlikle en büyük korkumu yaşadığım gün..öksürüğü zencefil, zerdeçal ,bal üçlüsüyle ciddi anlamda hallettik..Ruhumun ve bedenin yorgunluğunu nasıl hallederiz bilmem..

Temizlenecek evin de derdine düşüyor insan ,yapılacak yemeğinde ..çünkü beslenmek önemli.Bir de çocuklar var yemek yemeli,oyun oynamalı.Belki bu süreçte tv açıp ekranla bırakabilirdim ama gücümün yettiği yere kadar  kendimi zorlayabilirim.

Bu öyle bir hastalıkki ne anneniz gelebilir ne babanız kimse yardım edemez..Buna rağmen çocuklarımı alıp bakmayı teklif eden yüce gönüllü arkadaşlarım ,kuzenlerim oldu..Sanırım en çok duygulandığım ve kendimi yalnız hissetmediğim zaman dilimi buydu..

Bu korunma işinin içine girdiğiniz de burnunuzu dışarı çıkarmamanız gerek bunu anladım ama yapılası mı bilemedim.

Rehavete kapılmayın diyor uzmanlar nedir bu rehavet..Kimdir yenir mi içilir mi bir yaraya merhem olur mu?

Tüm bu süreci anlatırken en önemli şey psikoloji..Beni bu gerginlikten kurtaran kızların bir gülümsemesi, okuduğumuz kitaplar, eşimin çabası🤍

Kötü senaryoları düşünmeyin, kendinize bedeninize iyi gelecek beslenme öğünlerini tercih edin, süreci konuşmak istemiyorsanız kimseye söylemeyin..

Şimdi hastanelerin doluluk oranını ,nefes alamayan hastaları ,bir yıldır okula gidemeyen çocukları düşünüyorum sonra kimseye zararımız dokunmasın diye hemen gidip test vermemi ,diğer yandan kongreleri görüyorum maskesiz otobüste neyin sevincini yaşadığını anlayamadığımız teyzeleri ,her gün sosyal medyada maske mesafe uyarıları mesajı atan bir sağlık bakanı ve kongrelere tebrik eden bir sağlık bakanı aynı kişi mi diyor insan bilemiyorum aklı olanın düşünebileceği şeyler bunlar.

Toplum sağlığı için kapatılan restoranlarla tıka basa dolu kongreler arasında sıkışmış bir insanoğlu olduk. Biz  yine de maske, mesafe ve hijyenle kaldığımız yerden devam..Haydi bakalım

Kategoriler
Uncategorized

Kendimce

Ah hayat nasıl uzun bir yol..

Yürüyoruz bir zamandır..

Nerede biter ,nasıl sonlanır bilmeden..

Bilseydim bitiş zamanını süresine değil ,nasıl geçirmişim ona bakardım.Kaç kişinin gönlünde yer almışım, neleri ıskalamışım neleri on ikiden vurmuşum ..

Hangi tercihlerimle yargılandım, kaç kişiye kullanabileceğim basit kelimeleri kullanamadım, çözümsüz ilişkilerde kaç göz yaşı akıttım..

Tek tek hesaplaması zor ama hiçbir şey için geç değil..Bunu öğrendim.

İnsanlara hayır demeyi öğrendikten sonra nasıl kaybedersin bunu iyi öğrendim mesela.Hayır dersen giderler, kalanlarla yoluma devam ettim..

Yolunda engel görünce korkma, korktuğunu anlattığında daha da üzerine geldiklerini öğrendim..

Kendinde eksik gördüğünü söylediğinde diğer eksileri de üzerine ekleyenleri gördüm şaşırdım ama belli etmeden yoluma döndüm..

Yoluma  çabuk dönerim..En çok bunu severim kendimde.Öğrendiğini uygulamak yaptığım en iyi şey!Bak kendimle övünmeyi öğrendim.

Benim çok iyi kötü gün dostlarım var mesela onlara daha da sıkı sarıldım..Kaybetmemek için özverili olmak gerek bunu kendime pusula bildim.

En güzel kitapları okudum sevdiğim  cümlelerin altını çize çize..en sevdiğim zamanlara yolculuk ede ede ..

Güzel güldüm ve güzel ağladım..hakkını vere vere..

Kızlarımla yeniden doğdum, yeniden yürüdüm onların gözleriyle  baktım çevreme baya çocuk oldum.

Yazdım..Eleştirdim, isyan ettim çok kavga ettim çok önüme gelenle didiştim..Sonra kavgamdan döndüm sakinleştim..

Anladım ki sükunetle izahım daha kolaymış sessizleştim..

Geçmişle görülmemiş birkaç hesap vardı..hallettim geldim..Bir bilseniz ben nasıl affetmeyi öğrendim..Affedince yüklerimden kurtuldum içimden bir şarkı tutturdum.

Dünya yansa benden bilirdim ,kendimi sevmeyi öğrendim..

Ne diyelim rüzgar kırmıştı dalımı ,kırılan yerlerimden çiçekler verdim..

Herkesin yolu kendine özel ,yeter ki sev kendini hayat sana da mutlaka güler. 

Kategoriler
Uncategorized

Kadın Olmak

Ne olmak istediğimle değil yalnızca kadın olmamla ilgileniliyor!Kadın olmanın üzerimizde yarattığı sinir bozucu bir baskı var ve bunu kadın kadına da çok yapıyoruz.

Kadın ayakları üzerinde durmalı mutlaka bir işte çalışmalı, kolunda altın bileziği olmalı..Sahalara çıkmalı ,çalışmalı üretmeli aynı zamanda çocuklarına bakmalı, mutfakta iyi yemek yapmalı ,ev tertemiz olmalı bunun yanısıra işe gitmeli çalışmalı tırnaklarıyla kazımalı bu hayatı..

Mühendis ,doktor,ceo,taksi şoförü her yerde görmeli iş hayatına kazandırmalıyız.

Evde olanları unutmalıyız ama..öyle mi?

Bir kadın çalışmayı tercih etmeyip evde çocuklarıyla ilgilenmeyi seçtiğinde “oo sen de iyice ev hanımına bağladın” diye üzmeliyiz, üstün görmeliyiz kendimizi bir kadın olarak hem de..

Erkeklerin kadınlara uyguladığı şiddetin bu denli farkındayız peki kadının kadına yaptığı bu psikolojik şiddete; bu farkındalığı kim kazandıracak?

Normal doğum yapanı sezeryan tercih edene ,erkek annesi kız annesine ,anne olanı olamayana ya da olmak istemeyene ,kurumsal hayatta olanı ev kadınına ,bakımlısı bakımını biraz düşük gördüğüne bu imalı bakışlar tatlım sen de çalışsan hayata karışsan önerileriyle söz de iyi olanlar ahh kadınlar yapmayın bunu birbirinize..

Kadın olmanın üzerine yüklediğiniz bu sıfatlardan sorumluluklardan yorulmadınız mı?

Birbirimize destek olmak varken en ufak bir başarı gördüğümüzde eleştirel tavrımızla üzerine gitmeye, kendimizin hayata atılmak için göze alıp atamadığı adımları bir başkası attığında verdiğimiz tepkilerimizle destek değil köstek oluyoruz..

Sadece insan olarak değerlendirilmek yerine hep bir yerlere tutundurulmaya çalışılan bir durum oldu kadınlık.

Bunu birbirimizin gözlerinin içine baka baka yaptık üstelik.

Mini eteğine tutulduk giymeyi tercih etmeyenler olarak ,örtüsüne takıldık aynı ortamda kalmayı kaldıramayacak kadar.. İşine, mesleğine, tercihlerine ,anneliğine kadar biz de çok eleştirdik birbirimizi destek olmalıyken yan yana yürümeliyken farklı yönlere kapıldık.

Bir kadın olarak iş hayatında ,okul hayatında ev hayatında yaşadıklarımız bu denli zorken, sırtımıza sürekli yükler yüklenirken ,takılan sıfatlar, zorunlu kılınan kariyerler çevrelemişken dört bir yanımızı; bir olmalı , biz olmalı ,birbirimizin sesi olmalıyız.

Bütün kadınların gönül kırıklıklarına karışan gözyaşları aynı..

Biraz da biz acıtmayalım birbirimizi..